29 Mart 2016 Salı

Çalıkuşu-Reşat Nuri GÜNTEKİN

        Hangi kitapla başlayacağımı çok düşündüm ve benim için terapi niteliği taşıyan “Çalıkuşu” ile başlamak istedim.
        Elimde İnkılap Yayınevi’nin 45.baskısı bir Çalıkuşu var.Gayet eski durumda.Basım yılı yazmıyor ama eskiliği okunmaktan.Zira ne zaman,bu hayattan bezdim artık,hiçbir şey bana zevk vermiyor,okumak bile açtırmıyor içimdeki çiçekleri desem,Çalıkuşu’na sarılırım.Senede en az birkaç kez okurum.(Depresyona fazla mı meyilliyim ne )
        Sonunu biliyor olmak hiç etkilemez beni.Bilirim sonunda Feride Kamran’ına kavuşacaktır ama beni etkileyen kavuşmaları değil. Feride’ nin aşkında sebat edişi, nefes alır gibi sevişi,bütün zorluklara katlanışı,kederden kedere koşan Feride’nin hep etrafına neşe saçışı.Sanırım en çok da Feride’nin bu özelliğini seviyorum çünkü ben Feride’nin tam tersiyim.Beni üzen bir durum varsa,muhakkak yüzüme,davranışlarıma yansır.Mendebur bir insan olur çıkarım. J
       Bu kadar gevezelikten sonra gelelim kitaba:
       Yazarımız Reşat Nuri GÜNTEKİN. 1922 yılında yazmış kitabı.1908-1918 yıllarında geçiyor olaylar.Anadolu’da yaşandığı söylense de sanırım yazarımız için Anadolu, Bursa’dan öteye geçmiyor.Yani Feride’nin tayin olduğu şehirlerin ismi tam verilmese de gözümde bir Hakkari,Şanlıurfa falan canlanmıyor.
       Aslında önce oyun olarak yazmış Reşat Nuri.İstanbul Kızı adıyla.Sonra romana çevirmiş.İyi ki de çevirmiş.
Baş kahramanımız Feride anne ve babasını erken yaşta kaybetmiş teyzelerinin yanında büyüyen bir genç kızdır.Sürekli ağaç tepelerinde dolandığı için adı Çalıkuşu olarak kalmıştır.
Karman,Feride’nin kibar,yakışıklı kuzeni ve nişanlısıdır.Onu kitabın kahramanlarından bir yapan tek şey Feride’nin ona bu kadar aşık olmasıdır.Yani üzgünüm Karman, Feride sana aşık olmasaydı sen de olmazdın.Besime teyze,Müjgan,Şeyh Yusuf Efendi,Munise …..Daha birçok kişi var kitapta ama benim için Feride dışındaki en önemli kişi Doktor Hayrullah Bey’dir.
         Dr.Hayrullah Bey’in Feride’nin karşısına çıkması büyük bir şanstır.Feride yine ücra bir köyde öğretmenlik yaparken karşılaşırlar.
         Dr.Hayrullah Bey’in Kamran’a yazdığı bir mektup var kitabın sonlarında.Sanırım romanın hiçbir yerinde Feride nin aşkı bu kadar yoğun anlatılmamıştır.Doktor Hayrullah Bey der ki:
         Bir gün ücra bir köyün ,viran bir evinde aydınlık kadar temiz,hülya gibi güzel bir küçük İstanbul kızına tesadüf ettim.Bu masum nazik,kibar kız çocuğunu,kudretin bu güzel ve nadide süsünü hangi melun talih veya tesadüf,bu karanlık köyün mezbelesine atmıştı?Ruhu ağlarken hikayeleriyle aldatmaya çalışıyordu.Ah zavallı küçük kız!Ben, senin İstanbul’da bıraktığın gafil,aptal sevgilin miyim ki,bu ağızları yutayım?Uykuya doymayan çocuklar gibi mahmur gözleri,nereye bastığı görünmeyen savruk halleri,bir hayali dudağın busesiyle titriyor gibi görünen dudakları,bir hayali kucağa sokuluyor hissini veren tavırları,hareketleri bana her şeyi anlattı.

        Ve son olarak iyi ki yazmışsın Reşat Nuri iyi ki…
    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder